BirGün: Freelance değil tam zamanlı dayanışma

Freelance çalışma biçimi Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de artan bir ilgiye sahip. Ancak bu çalışma biçimi her ne kadar özgür ve patronsuz çalışabilme olarak sunulsa da arkaplanda pek çok sıkıntıyı içerisinde barındırıyor. Ofissizler Freelance Ağı 2015 yılında freelance çalışanları görünür kılma, alanın bilgisini üretmek, ve freelance çalışanların temel haklarına nasıl ulaşabileceğini hep birlikte düşünmek amacıyla kurulan bir dayanışma ağı. Ofissizler Freelance Ağı gönüllüleriyle yaşadıkları sıkıntıları, bunların üstesinden gelmek için kurdukları dayanışma ağını konuştuk.

• Freelance çalışma pek çok meslek alanını içerisine dâhil eden bir biçim olarak Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de hızla artan bir ilgiye sahip. Siz bu çalışma biçimini nasıl tariflersiniz?

Toplantılarımızda da ortaya çıktığı kadarıyla freelance çalışma biçiminin tek tarifi yok. Yalnızca “kayıt dışı” çalışanlar diyemiyoruz ya da sadece evlerinde çalışanlardan ibaret değiller. Fatura kesmek için kendi şahıs şirketini kuranlar olduğu gibi bir işverene bağlı ama yine evden çalışanlar var; işverenin yükümlülüklerini tek başına yerine getirip hayatını idame ettirenler de. Freelance çalışmak demek biraz da kendi iş güvenceni kendin sağlamak, sosyal haklara ek ücretlerle ulaşmak, belki de bunları bir süreliğine hiç düşünmemeye çalışmak anlamına geliyor.
Emek piyasasında görünmez ama yoğun bir alan kaplıyor freelance çalışanlar. Çalışma dünyasının sınırları daraldıkça, insanlar işyerlerinde kötü muameleye, mobbinge maruz kaldıkça freelance çalışmanın yollarını aramaya başlıyorlar.

• Günümüzdeki kapitalist sömürü dünyasında her çalışma biçiminin belirli zorlukları var. İstediğin koşullarda patronsuz ve özgür çalışabilme olanağı olarak sunulan Freelance çalışmanın sizce ne gibi zorlukları var? 

Konforlu bir alan olarak tarif ediliyor freelance çalışmak ama çalışmaya başladıkça aslında işyerinde çalışırken de yaşadığımız sosyal yaşamla iş yaşamını birbirinden ayırt edememe hali ortaya çıkıyor; üstelik bu hem çalıştığınız, hem dinlendiğiniz, hem yemek yediğiniz, hem yatıp uyuduğunuz evinizde oluyor. İşle mesafelenemediğiniz gibi tek başınıza olduğunuz için ne kadar işi ne kadar sürede yapabileceğinizi kestirmekte zorlanabiliyorsunuz; tatil mefhumunuz da olmadığından araya çalışmayı kesebilecek en ufak bir şey girdiğinde bocalıyorsunuz. Kendi iş güvencenizi yaratmak adına yapamayacağınız kadar iş yükünün altına girebiliyorsunuz. İşinizle ya da ilgilendiğiniz başka konularla ilgili gündelik kısa sohbetlerden yoksun kalıyorsunuz ki bu her ne kadar içinde bulunmak istemediğiniz gevezeliklerden kaçınmanızı sağlasa da arada bir yalnız kalmayıp kafa dinleme arzunu büsbütün bir yalnızlığa dönüştürebiliyor. Patronsuz ve özgür bir çalışma olarak tarif edilse de işverenler patronunuz, özgürlüğünüz de kıyafet kodlarına uymak zorunda olmamak olabiliyor. Tabii bir de işverenle çalışan arasında genellikle hiçbir akit olmadığı için her iki taraf da birbirini yarı yolda bırakabiliyor. Yani kısacası freelance çalışma biçimini özgürlükle ilişkilendirmek, en azından şu anda, pek mümkün değil. Serbestlik kelimesi çalışma biçimimizi daha iyi karşılıyor.

• Freelance çalışırken SGK, sosyal haklar, tazminat, kıdem tazminatı, sendikaya üye olmak gibi haklarınızı kullanma şansınız oluyor mu?

Yaptığımız hukuk atölyelerinde anladık ki, haklarımız aslında çalışma biçimimize bağlı. Mesela bir işyerine sürekli olarak çalışıyorsanız yasadaki işçi tanımına tam olarak oturuyorsunuz. Bir sözleşmeniz olmasa bile iş kanununa göre çalışmanız gerekiyor. Bu durumda tüm işçi haklarından yararlanmaya hakkımız var. Tabii bunlar gerçek hayatta böyle olmuyor, neredeyse hepimiz sigortasız çalışıyoruz. Bu da tam bir güvencesizlik ortamı yaratıyor. İstisnalar da var. Yandex’te uzun süre uzaktan çalışıp, işten atıldıktan sonra iş kanununa göre dava açıp tüm haklarını alan bir grup insan da var. Yani bir araya gelince haklarımıza erişmek mümkün.

Eğer çalıştığınız insanlarla müşteri ilişkisi kuruyorsanız ve onlarla tek seferlik çalışıyorsanız durumunuz farklı oluyor. Mesela üç ay sürecek bir yazılım işi için bir kişi ile anlaştınız. Sonrasında çalışmayacaksınız. Bu durumda satıcı-müşteri ilişkisi kurmuş oluyorsunuz ve borçlar kanunu sizin işlerinize bakıyor. Yani hiçbir işçi hakkından faydalanamıyorsunuz. Güvencenizi işin fiyatını artırarak sağlamalısınız. Zaten tam zamanlı bir işi ve sosyal hakları olan ama boş zamanlarında freelance çalışan bir yazılımcının vereceği fiyat, tam zamanlı olarak freelance çalışan bir kişiden daha düşük olabiliyor. Bu durumda da freelance çalışanların birbiri ile ilişki içinde olması, fiyat belirlerken diğerlerinden fikir alması, bir sorun çıktığında bunu kendisi gibi çalışanlara duyurması oldukça önemli.

• “Ofissizler Freelance Ağı” fikri ve ihtiyacı nasıl ortaya çıktı? Birlikte neler yapıyorsunuz?

2015 yılından beri freelance çalışanlarla birlikte Dünyada Mekân’da atölyeler düzenliyoruz. Yayıncılık, yazılım, gazetecilik gibi sektör bazlı, bu alanda freelance çalışan katılımcıların olduğu atölyeler de yaptık. Geçen yıl da Ofissizler Freelance Ağı’nı kurduk; freelance çalışanları görünür kılmayı, alanın bilgisini üretmeyi, freelance çalışanların temel haklarına nasıl ulaşabileceğini hep birlikte düşünmeyi ve bir dayanışma ağı oluşturmayı hedefledik.

Yaptığımız atölyelerde, deneyim paylaşımlarında, sohbetlerde olabildiğince bir araya gelmeye, dertlerimizi paylaşmaya, birlikte çözümler bulmaya çalışıyoruz. Bunu yapabilmek için de öncelikle evlerimizden çıkmaya, yalnızlığı azaltmaya çalışıyor; her Çarşamba Dünyada Mekân’da beraber çalışıyoruz.

Dahası bizi ilgilendiren mesleki veya freelance çalışmaya dair çeşitli konularda atölyeler düzenliyoruz. Bunlar “online iş bulma platformları” gibi tüm freelance’leri ilgilendiren konular olabildiği gibi sadece freelance video işi yapanları konuştuğumuz bir söyleşi de olabiliyor. Ayrıca bu paylaşım ortamını zamana ve mekana hapsetmeyelim diye baloncuk isminde bir çevrimiçi sohbet ortamı kurduk. Burada genel olarak freelance meseleleri ile ilgili konuşabiliyoruz, sektörlere göre ayrılmış odalarda meslektaşlarımızla dayanışabiliyoruz veya sırf geyik muhabbeti çevirebiliyoruz. Kendimizi evdeyken de yalnız hissetmeyelim diye tüm freelance çalışanları Baloncuk’a davet ediyoruz.

En son freelance çalışanlar için sözleşme ve hukuk konulu bir atölye düzenledik. Burada freelance çalışanların çalışma şekillerine göre hangi tip sözleşmeleri kullanabileceğini, bir sorun çıktığında hangi hukuki yöntemleri kullanabileceğini hep birlikte öğrendik. Bu atölye aynı zamanda bizim bu konuda ne kadar bilgisiz olduğumuzu da gösterdi. Bunun üzerine bir hukuk çalışma grubu kurmaya karar verdik. Tüm bu çalışmaların sonucunda freelance çalışanlara hem hukuki konularda hem de genel anlamda iş ilişkilerinde rehber olacak bir kitapçık da hazırlamayı planlıyoruz.

Yaptığımız atölyelerde, söyleşilerde, hatta sohbetlerde konu sık sık kooperatifçiliğe ve dayanışmaya geliyor. Kapitalist ekonomi içinde var olma mücadelesi verirken bir yandan bunun alternatiflerini de düşünelim, öğrenelim dedik. Aslıhan Aykaç’ın Dayanışma Ekonomileri kitabını edindik ve hep birlikte okuyup üzerine konuşuyoruz.

Son olarak freelance çalışma işyerinin verdiği sosyallikten de yoksun olduğunuz bir çalışma biçimi. Gün boyunca yalnız olmanın getirdiği ruhsal tahribat iş ve özel hayatımıza da negatif yansıyor. Bu çok temel sosyalleşme ihtiyacımızı da film gösterimleri veya piknik gibi etkinlikler düzenleyerek gidermeye çalışıyoruz.İki haftada bir Cuma günü toplantı yapıyoruz. Yeri ve saati için sosyal medyadan Ofissizler’i takip edebilirsiniz.

Kaynak:
https://www.birgun.net/haber-detay/freelance-degil-tam-zamanli-dayanisma.html

İnternet sitesi https://ofissizler.com
Yazı oluşturuldu 42

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.